Beyin Sağlığı ve Hasta Derneği Başkanı, nöroloji ve nörolongevity uzmanı Prof. Derya Uludüz, beynin şifrelerini Hürriyet yazarı Zeynep Bilgehan ile paylaştı. İşte o yazı:

Yeni yıl pek çok insan için yeni kararlar demek; peki bu yeni kararları beynimize nasıl kabul ettireceğiz? Biz değişiklik istiyoruz da beynimizin bundan haberi var mı? Yeni yılın ilk söyleşisi için hem kendi hikâyesini dinlemek hem de vücudun ‘kara kutu’su beyinle ilgili bilinmeyenleri öğrenmek için Beyin Sağlığı ve Hasta Derneği Başkanı, nöroloji ve nörolongevity uzmanı Prof. Derya Uludüz ile beraberiz…

1)-Konusunun meraklıları aslında onu iyi tanır; nöroloji uzmanı Prof. Derya Uludüz uzun yıllardır beyin ve beyin hastalıkları alanında yayınlara çıkıyor, kamuoyunu bilgilendirmek için çalışıyor. İstanbul Üniversitesi Nöroloji Anabilim Bölümü’nden 2020 yılında emekli olup çalışmalarını kendi kliniğinde devam ettiren Derya Hoca söze, “Nöroloji ‘aristokrat’ bir branştır ve biz hep  ‘bilimi yaparız ama anlatmayız’ diye yetiştirildik. Oysa halkı bilinçlendirmek, anlatmak gerekiyor” diye başlıyor: “Bunları bilimsel insanlar anlatmazsa her şey bir pazarlama taktiğine dönüşüyor. Bunun için hocalarımdan ‘ya bilim ya popülarite’ diye zılgıt yeme pahasına bildiklerimi anlatıyorum.” 

TRABZON’DA GEÇEN ÇOCUKLUK

Önce kendi hikâyesini dinleyelim… Derya Uludüz, 1973 yılında Trabzon’da Karadenizli bir ailenin dört çocuğundan ilki olarak dünyaya geliyor. Babası felsefe ve din kültürü öğretmeni, annesi sanat okulunda dikiş nakış öğretmeni. Uludüz, “Annem beni doğurduğunda 18 yaşındaymış. Bir Hıdırellez gününde, aslında pikniğe gidilecekken annemin sancılarının tutması üzerine hastaneye gidiliyor (gülüyor)” diye anlatıyor. Mutlu güzel bir çocukluk geçiriyor. Çok çalışkan bir çocuk. Öyle ki bir gün annesi “Yeter bu kadar çalışmak” diyerek kitaplarını balkondan aşağı atıyor! Sınıf öğretmeniyse bu çalışma temposunu takdir ederek küçük Derya Uludüz’ü Anadolu Lisesi sınavlarına girmeye teşvik ediyor: “Dindar bir aileydik ve babam eğitime imam hatip lisesinde devam etmemi istiyordu. Öğretmenimin gizlice beni ders çalıştırmasıyla hazırlanıp sınavı kazandım. Babamı anneannem ikna etti.”

ÇOK YÖNLÜLÜĞÜN FAYDASI

Uludüz, “Hep çok hiperaktif ve sosyal bir insandım” diye devam ediyor: “Ortaokuldan sonra fark ettim ki konuları bir kere okuduğumda hemen anlıyorum. Arkadaşlarım deli gibi ders çalışırken ben gezer, her gün bir saat çalışır ve onlardan daha yüksek not alırdım. Çok yönlü olmanın beyin açısından ne kadar daha geliştirici olduğunu fark etmeden yaşamışım. Çocukları spor veya sanata da yönlendirin dememizin sebebi, bunların beynin gelişimi için çok önemli olması. Lise sonda üniversite sınavında puanım düşmesin diye düz liseye geçtim. Aslında mimarlık okumak istiyordum. Ev dekore etmeyi çok seviyordum ama annemle babam ‘doktor olacaksın’ diye tutturdular. Şimdi ‘İyi ki doktor olmuşum’ diyorum. İnsanlara yardım edebilmek çok güzel, hasta gelip bana teşekkür ettiğinde ben de anne babama teşekkür edip dua ediyorum.”

2)-EVLENİP İSTANBUL’A GEÇİŞ

Uludüz’ün hedefi Hacettepe Üniversitesi. Ancak şehirden çıkmasına izin çıkmayınca çok yüksek bir puanla Trabzon Tıp Fakültesi’ne giriyor. İkinci sınıfa kadar okuyor. Sonra: “Hayalim Amerika’ya gitmekti... Amerika’da yüksek lisans yapmış biriyle tanıştım. İlk görüşte aşktı bizimki... Ailem okul bitmeden evlenmemize izin vermeyince kaçarak evlendik ve İstanbul’a geldik. Sınav puanım çok yüksek olduğu için eğitimime yatay geçişle Çapa Tıp Fakültesi’nde devam ettim.”

3)-HESAP BRANŞI NÖROLOJİ

Matematiğe çok meraklı olduğundan tıbbı çok seviyor: “Hastalarla ilişki, anatomi dersinde kasları kesmek, kemikleri ayırmak çok zevkliydi… Matematikteki ‘iki artı iki dört’ prensibini sevdiğimden düzenin olduğu alanları seçtim. Stajlarda en yüksek puanı göz alanından aldım. Hedefim gözdü ama Nöroloji Bölümü’nde Anabilim Dalı Başkanı Coşkun Özdemir ilgimi gördü ve onun gayriresmi asistanı oldum. Nöroloji o zamanlar pek çözülemeyen bir branştı. Bana da ilginç geldi; bir şeyleri çözmem, o beynin içine girmem lazım! Beyni göremiyorsun ama matematiksel yolla çözebiliyorsun; yollar, sinirler… Herkes afaki bakar ama hesap branşıdır nöroloji. Matematiği iyi bilen nörolojide çok başarılı olur.” Yeri gelmişken nöroloji nedir, neleri kapsar? Hoca: “Sinirlerle her şeyi beyin yönetir. Ayak parmağındaki uyuşmayı bile nörolog algılayıp tedavi eder. O zamanlar beyin kapalı kutu olduğu için çok tercih edilen bir branş değildi.”

4)-ÇIĞIR AÇICI İLERLEME SAĞLANDI

Uludüz, asistanlık için Cerrahpaşa Üniversitesi’ne giriyor: “Felç, Alzheimer, Parkinson gibi tedavi edilemeyen branşların olduğu bölümü yazdım diye hocalarım şaşırdılar. Oysa sonra bu alanlarda çığır açıcı gelişmeler yaşandı. Ayşin Derven ve Aksel Siva hocalar bana çok yardımcı oldular. Asistanlıktan sonra kadro açılmayınca üç yıl gönüllü çalıştım. Doçentliğimi aldıktan sonra baş ağrısı, unutkanlık ve inme üzerine yöneldim. Profesör olmadan bir yıl önce, altı ay Amerika’da Minnesota Üniversitesi’nde inme üzerine çalıştım. Profesörlüğümü Cerrahpaşa’dan aldım. Uzun yıllar hem öğretim üyesi hem yönetici olarak çalıştım. Çok güzel günler geçirdim, çok başarılı öğrenciler yetiştirdik. 2020’de emekli olup kendi kliniğimi açtım.”

KİM YÖNETİYOR?

Her şeyi beyin yönetiyor, peki beyni kim yönetiyor? Yanıtı: “Bizi yöneten şey zihnimiz. Zihin de amigdala dediğimiz ‘duygusal zihin’ ve ön tarafta ‘mantıksal zihin’ olarak ikiye ayrılıyor. Mantıksal zihin ‘Yapma’, duygusal zihin ‘Hadi yap!’ der. Eğer pozitif bakışlıysak duygusal ve mantıksal zihnimizi dengeleyebiliyoruz. Negatif bakışlıysak uçlarda yaşıyoruz; ya çok hırçın ya çok kuralcı oluyoruz. Bir tarafta sizi heyecanlandıran kortizol ve adrenalin, diğerinde mutluluk veren ve sakinleştiren serotonin ve gaba var. Önemli olan bunları dengeleyebilmek.”

BEYİNLERİN % 1’İ AYNI % 99’U FARKLI

Bütün beyinler mekanikse bizi farklılaştıran şey nedir? Hoca: “Genetik yatkınlık vardır ama yüzde 75 çevresel faktörler önemlidir. Her insan beyninin sadece 1’i aynıdır, 99’u farklıdır. Aynı konfigürasyonda farklı görevi olan bölgenin ışığını yakmak gerekiyor. Spor bölgeni aktifleştirirsen düşünme becerini, sanat tarafını aktifleştirirsen duygusal ve sezgisel düşünmeyi geliştiriyorsun. Hangi tarafının ışığını daha çok yakıyorsan o bölgeler daha çok gelişiyor ve farklı bireyler ortaya çıkıyor.”

ALIŞMA SÜRECİ 21 GÜNDÜR

Değişmek mümkün mü? Derya Hoca, “Elbette” diyor: “10 yıl önce böyle bilmiyorduk; çalışmalar bize beyin hücrelerinin yenilenebildiğini, değişebildiğini gösterdi. Beyin düzeni sever. İnatçı genç kız gibi zorlar. Değişimi adım adım, sakince yapacaksın. Beynin alışma süreci 21 gündür. 21 gün aynı şeye alışırsan düzene girer. Altıncı haftada rutine biner. Birden değiştirmeye çalışırsan strese girer. Beyni düzene alıştır, bak ne iyi hale getirecek seni!”

AYNAYA BAK GÜLÜMSE

Beynimizi yeni yıl kararlarımıza nasıl ikna edeceğiz? Hoca: “Küçük adımlar serotonin ve dopamin hormonlarını artırır. Sabahları zor da olsa aynaya bakıp ‘Bugün harika bir gün olacak’ deyin. Gülümseyen kaslar beyne dopamin etkisi veriyor. Beyin, ‘Karşımdaki insan mutlu, ben de mutlu olayım’ diyor. Sizi olumsuzlaştıran arkadaşlarınızı eleyin. Mutsuz olmayı normalleştirdik. Sizi mutlu eden şeylere şükredin. Sabah erken kalkın. Bilimsel olarak kanıtlandı: Geç yatanlar daha yaratıcı belki ama erken yatanlar daha mutlu oluyor.”

KOLAY DOPAMİN PATLAMASI

Hoca’ya göre en büyük pandemi kolay dopaminin yarattığı tatminsizlik: “Sosyal medyada ha bire dopamin patlaması yaşıyoruz. Kolay dopamin çabuk tükendikçe hep bir üstünü istiyoruz. Normali mutsuzluk zannediyoruz.” Reçetesi: “Yüz yüze ilişkilere dönmeliyiz. Telefondan uzaklaşmak mümkün değil ama sınır koyun. Haftada bir gün elektronik detoks yapın. Sabah belli bir saate kadar, akşam dokuzdan sonra telefona bakmayın. Temiz oksijen beyni temizliyor açık havada yürüyün.”

4 ADIMDA SAĞLIKLI KALMA

-EKLEMLERİ YAĞLAYIN: Demir beyne enerjiyi, oksijeni götüren arabadır. D vitaminini, sinir sistemi için B12’yi aksatmayın. Belli yaştan sonra omurilikte kireçlenme başlar. Mutlaka her gün yarım bardak suya bir şeker kaşığı zeytinyağı beş damla ayçekirdeği yağı ve kenevir yağı dökün, eklem ve sinirler yağlansın.

-STRESİ KISA TUTUN: Kısa vadeli stres iyidir ama 90 dakikadan sonrası zararlı. Bir şeyi çok mu stres yaptınız, hemen kendinizi dışarı atıp açık havada yürüyüş yapın. İlk 20 dakika stresi atmak için, sonraki 30 dakika sağlıklı kalmak için... Dönüşte stresin bastırıldığını, kortizolun dengelendiğini hissediyorsunuz.

-UYKU TAMİR EDER: Her şey uykuda düzene giriyor; bozulan dokular tamir ediliyor, kolajen üretiliyor. Şişmanlama-zayıflama hormonu uykuda dengeleniyor. Erken yatıp iyi uyursanız daha mutlu olursunuz.

-PASLANMAYIN: Yeni trend: Nöro-longevity. Artık vücudun ne kadar paslandığını, her şeyini ölçebiliyoruz. Amaç ne kadar yaşayacaksak onu sağlıklı yaşayabilmek. Beyin ne kadar sağlıklı çalışırsa organlarına iletiyi o kadar sağlıklı götürecek.