Dünyanın en prestijli saat markalarından Rolex’in, ikinci el piyasasındaki kaosu kontrol altına almak amacıyla hayata geçirdiği sertifika programı meyvelerini vermeye başladı. The Wall Street Journal’ın analizine göre, lüks saat devi bu programdan doğrudan finansal bir kazanç sağlamıyor ancak karaborsacıları sistemin dışına iterek global imajını güvence altına alıyor.
500 MİLYON DOLARLIK İKİNCİ EL HACMİ
Rolex, sahte ürünlerin ve güvensiz satış mecralarının artması üzerine üç yıl önce başlattığı "Resmi Sertifikalı Kullanılmış Saat Programı" ile pazarın kontrolünü eline aldı. 2025 yılı verilerine göre, program kapsamında yapılan satışların 500 milyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Markanın en büyük yetkili satıcılarından biri olan Watches of Switzerland, yatırımcılarına yaptığı son bilgilendirmede, en çok satan ikinci ürün grubunun artık ikinci el sertifikalı Rolex’ler olduğunu açıkladı.
GÜVENİN BEDELİ YÜZDE 28 DAHA FAZLA ÖDEME
Morgan Stanley tarafından gerçekleştirilen pazar araştırmaları, tüketicilerin güven için daha fazla ödemeye razı olduğunu ortaya koydu. Saat tutkunları, resmi sertifikalı bir ikinci el Rolex için, sertifikasız muadillerine kıyasla yüzde 28 daha fazla ödemeyi kabul ediyor. Bu fiyat farkının temelinde, saatin orijinalliğinden emin olma arzusu ve mekanik aksamın markanın kendi uzmanları tarafından bakımdan geçirilmiş olması yatıyor.
İKİNCİ ELİ SIFIRINDAN DAHA PAHALI
Rolex’in yıllık 1,2 milyon adetlik üretimi, küresel talebi karşılamaya yetmiyor. Uzayan bekleme listeleri, sabırsız alıcıları ikinci el pazarına yönlendirirken, bazı modellerin kullanılmış fiyatları sıfır liste fiyatlarını geride bırakıyor. Örneğin saat dünyasında Pepsi olarak bilinen kırmızı-mavi bezelli GMT-Master II modelinin resmi satış fiyatı 12 bin 510 dolar seviyesindeyken, standart ikinci el sitelerinde bu rakam 22 bin 750 dolara çıkıyor. Rolex sertifikalı ve garantili bir ikinci el Pepsi sahibi olmanın bedeli ise 26 bin 750 dolara kadar yükseliyor.
HEDEF SADECE PRESTİJ
Rolex, bu programı yeni bir gelir kalemi olarak kurgulamadığını açıkça ortaya koyuyor. Şirketin stratejisi, operasyonel yükü ve finansal getiriyi Watches of Switzerland ve 1916 Company gibi yetkili bayilere bırakmak üzerine kurulu. Rolex için asıl kazanç; sokaklardaki denetimsiz ticareti sonlandırmak ve her bir saatinin markanın yüksek standartlarını taşımasını sağlamak olarak görülüyor.








